Ve ragbi doğar...

Yazı yazmakta ve organize olmakta gerçekten iyi olan Rugby okulu öğrencigeleri oynamaya başladıkları bu yeni oyun için düzenlemeler yapmaya başlamışlardı. Ragbi gelerek oynadığı, topa vurmalı olarak adlandırılan oyunlardı en nihayetinde...
O zamanlarda "ragbiciler" ve "futbolcular" olarak adlandırılan iki farklı gurup oluşrı bu söze "Rugby League magandaların oynadığı maganda bir spordur" sözü eklenecektir, ama o başka bir yazı dizisinin konusudur.
Burada önemle belirtil - sahasına o zamanlar "avlu" deniliyordu. Kimi liselerde futbol oynanırken kimi liselerde ragbi oynanmaya başlanmıştı. Tabi ki günümüzde oynanan futbol ya da ragbi ile benzeştik lerini söylemek hayli güç olurdu. Birkaç delikanlının bir araya maya başlamıştı. Bugün bile Rugby Okulu'nun duvarında yazan "Futbol magandaların oynadığı centilmen bir spor, Rugby ise centilmenlerin oynadığı maganda bir spordur!" deyişi o zamanlardan gelmektedir. Daha sonralamesi gereken bir nokta vardır ki o da delikanlılar bu oyunu oynarken ortalarda hiç hakemin olmamasıydı. Kendileri istedikleri gibi kurallar koyarak oynayabiliyorlardı. "1820-1830 yılları arasında neler oluyordu?" diye soracak olursak, topa vurmadan önce topu elle alıp ileri doğru koşmak çok popüler olmaya başlamıştı ragbide. Bundan öncesinde topa vurmadan önce eğer topu eline alacaksan geriye doğru koşman gerekiyordu. Ancak ileriye doğru koşmak pek adil olarak kabul edilmedi.
Futbolun ise kendine özgü kuralları iyice şekillenmeye başlamış ve tamamen ragbi'den uzaklaşıp kendi ayakları üzerinde yürümeye başlamıştı. Bizim daha emekleme aşamasında olan ragbimiz ise birkaç lise talebesinin uğraşlarıyla ayaklanmaya çalışıyordu.
1841-42 senelerinde bir defa topu ele alarak ileriye doğru koşmak yasal olarak kabul edilmişti, bununla beraber koşan bu oyuncuya müdahale etmek de yasallaşmıştı. Hatta o zamanlar bu müdahalenin bacağa tekme atarak yapılması gayet normal sayılmaktaydı.
Bu gibi düzenlemeler olmasına rağmen, karşınızda bulunan takımla aynı sayıda olamama ihtimaliniz gayet yüksekti. Takımlar kalabalık sayılardan oluşuyordu. Takdir edersiniz ki lise çağında olan birçok çocuk hem eliyle hem ayağıyla oynayabildiği ve üstelik arkadaşını tekmeleyebildiği bu yeni gelişen oyuna büyük ilgi göstermekteydi. Bu müsabakaları izlerken 60 kişinin karşısında 200 kişiyi görmeniz pek de yadırganacak bir durum değildi. Ragbi oyunları futbolun aksine daha çok liselerin kendi içlerinde oynadıkları bir oyundu. Sebebini tahmin etmek zor olmasa gerek...
28 Ağustos 1845 günü Rugby Okulu "ragbi yasaları"nı yayınladı.


Öğrenciler liseyi bitirmiş, üniversiteye gitmekteydiler ve gittikleri üniversitelerde bu oyunu oynamanın bir sakıncasını görmediler. Lisedeyken oynamaya alıştıkları topa vurmalı oyunlara devam ettiler ve bu oyunlara sahip çıkarak onları ve kurallarını geliştirmeye başladılar. Tek bir sorunları vardı. Bu sporu yapmak için kulüpler kuruluyor ve her kulübün kendine özgü kuralları oluyordu. Oxford ve Cambridge Üniversitelerinde mücadele eden futbol ve ragbi kulüpleri vardı, ancak Cambridge daha sonralarda kendine özgü kurallarını koyarak futbola öncülük etme yolunu seçti. Ragbi ise Oxford'da kendine yer edinmişti.

Kasım 1863'te Londra'da Futbol Federasyonu kuruldu ve futbolcular uluslararası bir "Kanunname" yayınladı. Bu kanunname kuralları içeriyordu ve söz konusu kuralların bazıları ragbi ile örtüşmekteydi. Daha sonrasında Futbol Federasyonu (FA) Cambridge Üniversitesinin oluşturduğu kuralları benimseyerek, ragbiye ait olan, ileriye doğru koşan oyuncuya atlayarak, tekme atarak, düşürerek, iterek vb. olan müdahaleyi dışarıda bıraktı. Böylece ragbiciler kendilerine ait kuralları geliştirebilmek için Futbol Federasyonundan ayrıldılar.
26 Ocak 1871 günü Rugby Futbol Union kuruldu. Bu kurum bütün kulüplerin aynı ragbi kuralları çerçevesinde birleşmesine öncülük etmiştir.
Gelişmeye devam eden ragbi sporunda ilk uluslararası müsabaka 27 Mart 1871 günü oynandı. Fakat, maç skoru ve daha niceleri için beklemeniz gerekecek...
Naci Hoşcan


Yorum ekle